Blog

Çocuklarda Görünen Davranış Bozuklukları





TIRNAK YEME Tırnak yemek çoğunlukla 3-4 yaşlarından önce başlamaz. & Çocukların %33 de tırnak yeme davranışı görülür. Bu oran erken ergenlik çağına kadar sürer. Ergenlik çağında tırnak yiyen çocukların sayısı %40-45’e yükselir. Yani ergenlik çağına doğru çocukların hemen hemen yarısı tırnak yeme davranışı gösterir. & Ayrıca tırnak yiyen çocukların ailelerinin çoğunda tırnak yiyenlere rastlanmaktadır. Bunun içinde tırnak yemenin bir taklit olduğu ve büyükleri taklit etmek suretiyle öğrenildiği ileri sürülmektedir.

NEDENLER

Tırnak yemek bir güvensizlik belirtisi olarak kabul edilir. Aile içinde aşırı baskılı ve otoriter bir eğitimin uygulanması, çocuğun sürekli azarlanarak eleştirilmesi, kıskançlık, yeterli ilgi ve sevgi görememe sıkıntı ve gerginlik başlıca nedenlerdir. Anne babanın yaşantısı da önemli bir etkendir. Anne baba geçimsizlikleri anne babanın sık sık kavga etmesi ailedeki sorunlar çocuklarda tırnak yeme gibi davranışlara neden olur. Bunun yanı sıra anne babanın aşırı kaygılı olması çocuğu aşırı derecede koruyup kollaması ayrıca anne babanın çocuklar arasında ayrım yapması çocuklar arasında kıskançlığa yol açar. Bu da dolaylı şekilde kendini tırnak yeme olarak gösterir. Taklit yoluyla da meydana gelebilir. Olaylara bağlı olarak da gelişebilir. ( tedirginlik, heyecan, korku)

NASIL ÖNLENEBİLİR

En etkili yöntem 6-7 yaşlarına kadar bu alışkanlığın anne baba tarafından görmezlikten gelinmesidir.

DAHA SONRA BU ALIŞKANLIK DEVAM EDERSE;

– Çocuğun gerginlik ve uyumsuzluk nedenleri iyice araştırılmalı ve bunlar saptanarak çözüm getirilmeli – Çocuğu azarlamak, korkutmak, ceza vermek gibi zorlayıcı yöntemlerin uygulanması yararlı olmamaktadır. Hatta kimi zaman daha ağır duygusal problemlerin çıkmasına neden olabilir.

– Çocukları korku kaygı yaratacak durumlardan uzak tutmak gerekir.

-Küçük çocukların kaygı korku verici televizyon filmlerini izlemeleri, kavgalı olaylarda bulunmaları çocuğu heyecanlandıracağı için sakıncalıdır.

– Tırnak yiyen çocuklara geceleri yatarken eski hafif eldivenleri giydirmek, veya tırnaklara acı fakat zararsız bir sıvı sürülebilir. Veya tırnaklar normalinden biraz derin kesilebilir.

– Çocukların ilgisi başka yöne çekilebilir.

– Özellikle kız çocuklarında çocuğun kendi tırnak bakımıyla uğraşması da yararlı olabilir. Bunun içinde çocuğa manikür ve pedikür malzemeleri alınabilir.

KEKEMELİK

Kekemelik nedir ? Ses, hece ve sözcüklerin tekrarı, uzatılması ya da konuşmanın akışını kesen duraksamalar şeklinde kendisini gösteren bir konuşma bozukluğudur. Hastalık genellikle 2-7 yaşları arasında başlar. Çocuklarda yaygınlık oranı %1’dir. Erkeklerde kızlara oranla daha sık görünmektedir. 2 – 5 yaşları arası kekemelik genellikle geçici olmaktadır. Çünkü bu dönem çocukların konuşmayı öğrendikleri bir geçiş dönemidir.

NEDENLERİ Travmatik yaşantılar ve korkular -Deprem, yangın, hayvan fobisi, şiddete maruz kalma Kayıp ve ayrılık – Boşanma, ölüm Hatalı anne baba tutumları, aile içi sorunlar -Aşağılayıcı, baskıcı, şiddet Kalıtımsal ya da fiziksel de olabilir.

TEDAVİSİ

Çocuğun düzgün konuşması için süreklizorlanmaması, konurken sabırla dinlenmesi, konuşmasının kesilmemesi, alay etme, utandırma gibi durumlardan kaçınılması gerekir. Ailenin aşırı titiz, denetimci tutumu gevşetilmelidir. Tedavide amaç sadece kekemeliğin geçmesi değildir. Çünkü kekemelik inatçı ve süreğen bir belirtidir. Genellikle bu çocukların önemli olumlu özellikleri vardır. Bunları bulup, ortaya çıkarmak, dikkatini ve ilgisini bu olumlu yönlere çevirmek, kekemeliğe önem vermemesi öğretilmelidir. Verilen önem azaldıkça kekemelik de giderek hafifler.

ENÜREZİS ( ALT ISLATMA )

Sağlıklı çocukta idrar kontrolü, gündüz yaklaşık 2 yaşında, gece 3-5 yaşlarında başlar . çocukların işemelerini denetlemeleri için belli bir gelişim düzeyine ulaşmaları ve bu işlevi öğrenmeleri gerekir. Bu nedenle dört yaşına kadar altına kaçırmalar normal kabul edilir. Çocukların hemen hepsinin idrar ve dışkı kontrolünü kazandıkları 4 yaşından sonra hala alt ıslatmalarına ‘enürezis’ adını alır.

2’YE AYRILIR…

Birincil enürezis: Çocuk doğumdan itibaren hiç idrar tutmayı öğrenememiştir. Bu, sinir -kas kontrolünün gelişmesindeki gecikmeden kaynaklanabilir. Bu gecikme, anne babanın düzensiz yada yetersiz tuvalet eğitiminin bir sonucu olarak da oluşabilir.

İkincil enürezis: Mesane kontrolü geliştikten sonra bir gerileme söz konusudur. Eğer çocuğun istem dışı idrar kaçırmaları tuvalet eğitiminden sonra (idrar tutabilmeyi öğrenmesinden) sonra olmuşsa ikincil enürezis denir. Mesane kontrolü gelişmiş çocuklar , heyecanlı oldukları ve ya oyuna çok daldıkları zaman geçici olarak idrar kaçırabilirler.

NEDENLERİ; Fizyolojik nedenler Genetik Tuvalet eğitiminde hatalı tutum: Tuvalet eğitimi için en etkili yaş 1-3 yaş arasıdır. Daha önce yapılan eğitim çocuğun bu konuda yetersiz kalmasına neden olur. Genç, deneyimsiz, sabırsız ve hoşgörüden yoksun olan annelerin ölçüsüz reaksiyonları enürezise neden olabilmektedir. Dikkat çekme, kardeş kıskançlığı, aile içinde huzursuzluklar, inatlaşma.

TEDAVİSİ

Çocuğu desteklemek ve bilgilendirmek önemlidir. Bu hastalığın zamanla kaybolabileceği, diğer çocuklarda da bu tür problemlerin görüldüğü çocuğa açıklanmalıdır. Aile ‘neden benim çocuğum?’ diye düşünebilir. Çocuğunun tembel olduğundan kaynaklandığını düşünebilirler. Çocuğun gündüzleri tuvalete seyrek aralarla gitmesi önerilerek mesane kapasitesi arttırılmaya çalışılır. Kuru kalması için cesaretlendirilir. Şiddet, zorlama ve cezalandırma yerine, kuru olduğu geceler için ve olumlu davranışları için ödüllendirilir. Çocuğa , geceleri sık sık tuvalete gitme alışkanlığı kazandırılır. Yatmadan 1 saat önceye kadar küçük miktarlarda sıvı alması önerilir. Gece boyunca uyandırılarak tuvaletini kendi kendine yapması sağlanır. Bu süre içinde çocuğun uyanmış olduğundan emin olunur ve onunla konuşulur. Gece sık uyandırma mesane kontrolünü arttırır. Büyük çocuklarda çalar saat ile sorumluluğu kendine bırakmak, güven kazanması yönünden uygundur. Çocuk altını ıslatmışsa temizliği, çamaşır ve yatak takımlarının değişimi kendisine bırakılır. ÇOCUĞUN BU DURUMLA ALAKALI UTANDIRILMAMASI ÖNEMLİDİR.

ENKOPRESİS ( DIŞKI KAÇIRMA )

Enkopresis, çocuğun anal kaslarını kontrol edebileceği yaşa gelmiş olmasına rağmen istemli ve istem dışı olarak iç çamaşırını kirletmesi sosyal yönden uygun olmayan yerlerde dışkılaması şeklinde görülen bir bozukluktur.

2’ye ayrılır;

1- Çeşitli nedenlerle hiç tuvalet eğitimi almamış çocuklarda kontrol gelişmemiş olabilir, bu durumda dışkı kaçırmaya BİRİNCİL enkoprezis denir.

2- Etkili tuvalet eğitiminden en az bir yıl sonra dışkı kaçırmaya İKİNCİL enkoprezis denir.

NEDENLERİ

Kardeş kıskançlığı , hastalıklar, ayrılmalar, çevre değişiklikleri, aile bireylerinden birinin kaybı, uygun olmayan tuvalet eğitimi, aile içi çatışmalar , annenin aşırı titizliği, ailenin ilgisizliği. Fizyolojik nedenler Yanlış tuvalet eğitimi

TEDAVİ

Eğer dikkat çekmek ve inatlaşmak için isteyerek altına yapıyorsa bu aile tarafından önlenebilir. Fakat psikolojik ve fizyolojik bir sıkıntısı varsa mutlaka ve mutlaka hekim desteği gerekmektedir. Düzenli bağırsak alışkanlığını kazandırıcı ve güçlendirici planlar yapılmalıdır. Örneğin; çocuğun dışkılama hissi olsun olmasın belli aralıklar ile (günde 3 kez) tuvalete oturtulması ve dışkısını yapıncaya kadar beklenmesi, dışkısını yaptığı durumlarda ödüllendirilmesi gibi. Çocukta stres faktörlerinin saptanarak minimuma indirilmesi, aile -çocuk ilişkilerinin olumlu yönde pekiştirilmesi, Aşırı titiz ve sert tutumlardan kaçınmaları, çocuğu cezalandırma ve utandırma gibi negatif girişimlerde bulunmamaları,

TİKLER

Tik, birdenbire ortaya çıkan, hızlı ve ritmik olmayan motor hareketi, Ve ya ses çıkarma biçiminde olabilen, bir kas grubunun kalıplaşmış yinelenen istemsiz hareketlerine denir. Tikler çoğu zaman kişi tarafından baskıya altına alınabilirlerse de genel olarak engellenemezler. Gerginlik sırasında çoğunlukla artar, uyku sırasında ise azalırlar. Görülme sıklığı erkeklerde kızlardan üç kat daha fazla görülen tikler, en fazla 6-7 yaş arasında ortaya çıkarlar. Tiklerde belirli bir ailesel yatkınlık vardır. Çocuklarda görülme sıklığı %12-14 oranındadır.

TAKLİT YOLUYLA EDİNİLEBİLİR…

Tiklerin en önemli nedenlerinden biri de taklittir. Bazen küçük yaşlarda çocuklar anne, baba, öğretmen ve oyun arkadaşlarının birtakım hareketlerini taklit ederken onların bazı davranış kusurlarını edinebilirler. Daha sonra bunları alışkanlık haline gelir. Çocuğun başta birini sık sık taklit etmesi sonucu tekrarlama yoluyla kendinde tik gelişebilir. Bu nedenler dışında kalan ve genel olarak ortaya çıkmasında rol oynayan ruhsal etkenlerin başında, erken yaşlarda başlayıp sürüp giden korku, tedirginlik, kaygı, gerginlik vardır .Çocuklarda görülen diğer davranış bozuklukları gibi, tikler de çocuğun duygusal durumu , duyarlılığı, ana babasıyla ilişkileri ve çevresiyle bağlantılarıyla yakından ilgilidir. Yaşadığı çevre kavgalı, tedirgin ve güvensiz olan çocuklarda, başka bir deyişle, sürekli olarak çevresiyle çatışma içinde bulunanlarda, birden olan aşırı korku coşkunluk, yorgunluk, öfke, acı gibi durumlar tik yaratabilir

TEDAVİSİ

Tiklerin tedavisinde çocuğa bireysel terapi, davranış tedavisi, aile danışmanlığı ve bazen ilaç uygulamaları bir arada sürdürülür. Aile, okul ve okul çevresindeki olumsuz etkileri düzeltmeye yöneliktir. Aile ve öğretmenlere çocuklara aşırı sert tutumdan kaçınmaları, çocuğun başarısızlığında nedenlerini araştırmaları, çocuğun güven duygusunu pekiştirici ve olumlu yönlerini ortaya çıkarıcı bir yol izlemeleri önerilir. Çocuğun günlük yaşantısını büyük oranda etkileyen tiklerde ise; çocuğa psikoterapi ve ya davranış terapisi uygulanmalıdır.

TEPİNME , AĞLAMA ,ÖFKE NÖBETLERİ

Tepinme, öfke ve ağlama bir gelişim bozukluğudur. 18 ay-4 yaş arası çocuklarda sık görülür. Bu yaş bir negatiflik ve bağımsızlık yaşıdır. Çocuk, aç, yorgun ve çoğu kez de istediği yapılmayıp hüsrana uğradığı zaman bir reaksiyon olarak tepinme ve ağlama nöbetini başlatır. Tepinme,öfke ve ağlama nöbetleri günde birkaç kez tekrarlanıyor ve okul yaşı ve sonraki dönemlere kadar sürüyorsa aile- çocuk ilişkilerini güçlendirilmesi gerekmektedir.

BELİRTİVE BULGULAR

Çocuk kendini yere atar ve tepinir, Bağırır, ağlar, soluğunu tutar, morarır, Soluk tutma aşırı olunca bayılma görülür, Çocuk disipline edilmeyen, her isteği yapılan tiptedir, kıskançtır, Açlık ve yorgunluk olabilir.

ÖNLEME VE TEDAVİ

– Nöbet esnasında ailenin kızgınlık göstermesi çocuğu korkutur ve aksi sonuç verir,

– Çocuğun yapacağı her hareketin kısıtlanması ters etki yaratır. Örneğin devamlı’ yapma’, ‘ elleme’ gibi olumsuz uyarılar,

– Oyun çocukları devamlı hareket halinde ve meraklı olduklarından çocukların çevresi tehlikelerden uzak biçimde düzenlenir.

– Tepinme ve ağlama nöbetlerinin kayıtları tutularak ne zaman oluştuğu saptanabilir. Örneğin aç iken oluşuyorsa nöbet başlamadan önce çocuk beslenir.

– Çocuğu kimsenin olmadığı sakin bir yerde birkaç dakikalığına yalnız bırakmak faydalıdır.

– Aşırı şımarık çocuklarda disiplinli fakat sevecen ve sevildiğini hissettiren bir davranış yararlı olur.

– Nöbet oluşacağı anlaşıldığında çocuğun ilgisi başka bir alana yönlendirme önem taşır.

– Ağlama ve tepinme nöbetleri çok sık ise ve gittikçe artıyorsa psikiyatrik tedavi gerektirebilir

PARMAK EMME

Parmak emme, normal çocuklarda ve 3-4 yaşına kadar herhangi bir psikolojik etken olmaksızın görülen bir olgudur. Bebeklerin çoğu başparmaklarını ya da diğer parmaklarını emerler. Zararsız bir davranış olan parmak emmeye bebeklerin çoğunluğunda görülmesinin en önde gelen nedeni, yeni doğan bebeklerin bu davranışı daha uterusta öğrenmiş bulunmaları ve doğuştan sahip oldukları en güçlü refleksi emme refleksi olmasıdır. Yaş ilerledikçe parmak emilmesi seyrekleşir ve sadece çocuk uykuya dalarken parmağı emer. Ancak bazı çocuklarda bu alışkanlık ısrarla devam eder ve psikolojik bozukluğun işareti olabilir. Çoğunlukla anne babaları huzursuzluğa ve telaşa düşüren parmak emme olayı, bazı durumlarda daha yoğun ve sık biçimde görülür. Öyle ki bu durumlarda bebeğin parmağı zamanla aşınmaktan hassaslaşmaya, rengi de koyulaşmaya başlar. Yine bazı çocukların parmak yerine bileklerini emdikleri gözlenmiştir. Parmak emme durumu 4 yaş üstü çocuklarda bazı özel durumlara tepki olarak ortaya çıkar. Örneğin, çocuk çok sinirli ya da yorgun olduğunda ya da sosyal yönden kendisini yalnız hissettiğinde ( kardeş kıskançlığı, çevre değişikliği vb.) parmağını emdiği görülür. Bebeklerin parmak emmeyi zamanla genelleştirdikleri, oyuncak bebeklerini, battaniyelerinin uçlarını ya da çeşitli eşyayı emmeye başladıkları dikkat çeker. Sürekli parmak emme alışkanlığı psikolojik sorun ve gerginliklerin bir sonucu olarak gelişebilir. Parmak emme alışkanlığı karşısında anne babanın yapacağı en sağlıklı yaklaşım, olayı telaşa kapılmadan sabırla karşılamak ve sürekli ilgilenmekten kaçınarak, çocuğa bu alışkanlığın bebekçe bir davranış olduğunu, başkalarını gözünde hoş görünmeyeceğini basit bir dille anlatmaktır. Aile içinde sürekli aynı alışkanlığı konu edinerek dikkatleri çocuğun üstüne çekmek, bu nedenle telaşa ve gerginliğe girmek ve çözüm amacıyla çocuğu sürekli eleştirmek yanlış ana-baba davranışları arasında sayılır. Çocuk uykudayken parmak emiyorsa parmak ağızdan çıkarılır. Çocuğun dikkati oyun gibi bir başka alana çekilir. Ailenin çocuğa daha fazla vakit ayırmaları önemlidir. Okul yaşında parmağını emen çocuk, öğretmeninin uyarısı, annebabanın eleştirisi, hatta arkadaşlarının alayları karşı bu alışkanlığını sürdürür. Bu durumda çocuğa yapılan olumlu yapılan olumlu tavsiye ve açıklamalarla psikolojik açıdan uyumunun sağlanması, sorunu ortadan kalkmasına neden olabilir. Burada önemli olan, bir gerileme (regresyon) belirtisi olabilecek bu alışkanlığı oluşturan etkenlerin ana-baba tarafından keşfedilerek ortadan kaldırılmasıdır. Örneğin yeni kardeşin doğumu, çocukta bu tür alışkanlığın başlamasına neden olabilir. Cıvıldayan emekleyen parmak emip tırnak yemeğe başlayan çocuk, bu tür hareketlerle kaybettiği ilgiyi yeniden elde etmeye çalışır. Kardeş doğumundan önce çocuğun hazırlanması, kardeşinin varlığına karşın çocuğun statüsünün devam edeceği ve onun yerinin ayrı olduğu konusunda çocuğu ikna edilmesi, kardeşin yardıma muhtaç bir yakını olması nedeniyle elbirliği ile ona bakma gereğine çocuğun inandırılması ondaki gerginliği azaltır. Böylelikle gerginlikten kaynaklananlar da zamanla kaybolur. Parmak emme yaş ilerledikçe azalır. İlk çocukluk döneminde tedaviden kaçınılmalıdır. Okul öncesi dönemdeki parmak emme durumunda gereksiz telaş yerine, olayın temelinde anne babanın da etkisi bulunduğu düşünülerek sabırlı ve sürekli bazı eğitimsel önlemler uygulanmalıdır.

YALAN SÖYLEME

Sosyal bir davranış olan yalanın amacı, başkalarını yanıltmaktır. Ana – babalarının birçoğu çocuğun gerçeğe sadık kalmasını çok erken bir dönemde isterler. Oysa 3 yaş çocuğunun “ inanılmayacak öyküler” uydurması ve taklit oyunlarından hoşlanması doğaldır. Onların abartmaları ya da kuyruklu yalanları aldatma amacını gütmez. Çocuk gerçeği iyi değerlendiremediği , görüp duyduğunu çarpıttığı için uydurur. Kimi ana baba çocuğun olmamış şeyleri olmuş gibi anlatmasını yalan sayar. Oysa öykü uydurmak ve taklit oyunu yalan söylemek değildir.

Önlemek için; Öykü uyduran çocuğu engelleyici hiçbir girişimde bulunmamak gerekir.

 Aynı zamanda onunla alay edilmemelidir. Bu durum onu hayal kırıklığına uğratabilir. Zaten 4 yaşına doğru çocuk artık arkadaşından pek söz etmemeye başlar. Bazen anne ve baba arkadaşı sorduğunda “öldü” diye cevap verir. Yalan ilk beş yıl bir problem oluşturmaz. Ancak 6 yaş civarında çocuğa

 yalanın doğru olmadığı , ahlak kurallarına aykırı olduğu anlatılmalı ve çocuğa iyi örnek olunmalıdır. 4 yaşına geldiğinde yalan salt övünmekten öte bir amaçla söylenmişse ,

 düş gücü ürünü ya da bir şaka değilse , o zaman annenin çocuğa , eğer doğruyu söylemezse ona ne zaman inanacağını bilemeyeceğini söylemesi yeterlidir. Sert cezalardan kaçınılmalıdır. Küçük çocuğun sözde yalanları ahlaki bir hata gibi görülmemelidir.

 Önceden çocuğa doğru söylemenin övülmeye değer bir davranış olduğu anlatılmalıdır.

ÇALMA VE HIRSIZLIK

Çocukta doğuştan mülkiyet kavramı yoktur. Çevresinde gördüğü hoşuna giden ya da gereksinme duyduğu eşyayı çocuk kendine mal etmeye ya da düşünmeden kullanmaya girişir. Mülkiyetin anlamı çocuğun gelişimine uygun olarak ailece kendisine aşılanmalıdır. Küçük yaşlarda çocuklar tarafından başkalarına ait olan bir şeyi izinsiz alma davranışına sık rastlanır. Ancak bu tür eylemleri “ çalmak” anlamında kabul etmemek gerekir. “Çalma olayı çocukta 5 yaşına kadar bir sorun oluşturmaz.” İki yaş çocuğunda sahiplik kavramı yoktur. “ senin, benim, onun” yoktur. Her şey onundur. Çocuk giderek kendinin olanla , olmayanı ayırt etmeye başlar. Ama bencil tutumu uzun süre değişmez. 3-4 yaş çocuğu şekercide şekeri kimseye sormadan avuçlar. aldığını avucunda sıkı sıkı tutar, elini de arkasına saklar. Gözden kaçmayan suçlu bir görünümü vardır. Başka bir deyişle sormadan alınmayacağını bilir ama alma isteğine karşı koyamaz. Gezmelerden cebinde kendinin olmayan oyuncaklar ve parlak nesnelerle döner.

ÖNERİLER

Çocuk başkalarına ait olan şeyleri alamayacağını öğrenmelidir. Bunu öğretmenin en iyi yolu çocuğun kendisine ait eşyaları almasını sağlamak ve yeterince büyüyünce kendisine harçlık vermektir. Çocuğun ayrı odası ve çekmeceleri olması da tercih edilen bir yöntemdir. Ana babalarında çocuklarına iyi örnek olmak için başkalarına ait olan şeyleri izinsiz almamaları gerekir. Hatta çocuğa ait olan eşyaları iznini isteyerek almaları da etkili bir yöntem olabilir. Çocuk kendisine ait olamayan bir eşyayla evedöndüğünde ebeveynler : çocuğu korkutmadan , “hırsız! Niye çaldın, senin neyin eksik ?” gibi sözler kullanmadan , oyuncağın geri verilmesi en doğru çözüm yoludur. Çocuk gereksiz yere suçlanmamış ama davranışı da onaylanmamış olur. Sonunda kazançlı çıkmayışı da bu davranışın yinelenmesini daha az çekici duruma getirir.

SALDIRGANLIK

Saldırgan çocuk , ruhsal sorunları nedeniyle ,yaşıtları ve genel olarak çevresiyle uyumlu ilişkiler kuramayan çocuktur. Aşırı geçimsizdir, ilişkileri gergin ve sürtüşmelidir. Parlamaya hazır ve kavgacıdır. Çocuklukta sık görülen, itişip kakışma , ara sıra geçimsizlik ve kavgalar , bir çocuğu saldırgan olarak tanımlamaya yetmez. Burada söz konusu olan, tutum ve davranışta süreklilik gösteren saldırganlıktır. Genellikle erkek çocuklar daha saldırgan olurlar. Çocuğun içinden gelen saldırganlığı, başlangıçta bütün çıplaklığı ile dışa vurur. Çocuk kızgınlığının zararsız , kimi zamanda sevimli görülmesi, aldatıcıdır. İstekleri engellenen çocuk , daha bebekliğinde amaçsız diyebileceğimiz bir öfke tepkisi gösterir.

Önlemede;

Ödüllendiril-me-mel Cezalandırıl-malı

1.Tepkisiz kalmak

2.Dayak,azarlamak bir ödüldür.Saldırganlığı arttırır.

3.Ceza,dayak değildir;yanıtsız kalmaktır. Olumlu davranışlar ödüllendirilmeli Başarma duygusu yaşatılmalı

Medya (Çizgi filmler vb.)

Çocukta güven duygusu geliştikçe, beklemeyi ve tepkisini dizginlemeyi öğrenir. Gereksinimleri doyuruldukça yatışır. Bir yandan da saldırganlığını oyuna aktarır; bastırmak zorunda kaldığı dürtülerine boşalım alanı sağlar. Önündeki örneklere göre , dürtülerine ket vurmaya , davranışlarını onlara uydurmaya çalışır. Aile ortamının sağlıksız oluşu,daha pek çok küçük yaştan , çocuğun saldırgan tutumu benimsemesine yol açar.

İNATCILIK

İnatçılık çocukta benliğini gösterme gereksiniminin bir belirtisidir. 3-4 yaşına geldiğinde dünyada başka insanlar da olduğunu, onların isteklerini yaptıklarını görür. Bu zamanda çocukta kendisinin büyükler gibi olması gerektiğini anlar ve bağımsız hareket etmeye başlar: yap! Denileni yapmaz , yapma! Denileni yapar. Bu durum ortalama 3-4 yaşlarındaki bir çocuk için normal bir olgudur. Kız çocuklarda daha erken görülebilir. İnatçı çocuk , saldırganlığını pasif direniş yoluyla açığa vuran çocuktur. İnatçı çocuğun genel tutumu çoğunlukla gergin anne çocuk ilişkisinin bir sonucudur ve başlangıcı özerklik dönemine rastlar.

·Annenin tuvalet eğitimi veya yemek konusundaki çok katı ve ısrarcı oluşu çocuğu pasif direnmeye götürür.

·Yemekte nazlanarak , tuvalette dışkısını tutarak anneye direnir.

Ana çocuk arasında bu dönemde başlayan savaş başka alanlara da sıçrayarak sürüp giderse ortaya inatçı bir kişilik çıkar.

ÖNERİLER Anne baba çocuğa ne çok baskı ne de aşırı hoşgörüde bulunmamalıdır. Çocuğun inatçılığını dayakla bastırmaya çalışmak doğru değildir. Bu çocuğa daha çok zarar verir. Çocuğun inatçılık yaratmasını sağlayacak durumları yaratmaktan kaçınınız. Çocukta inatçılık belirtileri görülünce çocuğun üzerine fazla gitmemek, ailede fazla baskı, yasak olmamalı, Çocuğun ilgisini başka bir konu üzerine çekmeye çalışmak gerekir. Çocuğun inadı uğruna ailede bir değişiklik yapılmamalıdır. Sürekli çocuğa çok inatçı olduğu hatırlatılmamalıdır.

UTANGAÇLIK

Utangaçlık çok sık görülen bir duygudur. Hemen herkes yeni sosyal durumlarda belirli ölçülerde sosyal kaygı yaşayabilmektedir. Aslında kişinin yeni sosyal duruma ve olası tehditlere karşı gerekli tedbirleri alması açısından koruyucu bir özellik olarak da değerlendirilebilir.

NE YAPMALI?

–Çocuğunuzun özelliklerini tanıyın ve onu bir bütün olarak kabul edin.

–Özgüvenini arttırın.

–Sosyal becerilerini geliştirin.

–Yeni ortamlara alışması/ısınması için fırsat verin.

–Yardım almayı ihmal etmeyin.